Sunay Akın Kız Kulesi akıntıya karşı duran bir kule

Kız Kulesi İstanbul’un uyur gezer kızıydı. Uyandırıldı. Ve cidden bunu kabul edemiyor. O düşlerden uyandı. Oraya gitmenin, orada mönülerden yemek seçip salt yemek yemenin, arkadaşlarla buluşmanın hiçbir anlamı ve güzelliği yok… Çünkü içine girdiğinizde Kız Kulesini göremiyorsunuz ki zaten… Yani İstanbul’da İstanbul’u sevdireceğiniz en çirkin yer Kız Kulesi’dir, çünkü yalnızca oradan baktığınızda Kız Kulesi’nin güzelliğini göremiyorsunuz. Ne kadar insanı yozlaştıran, İstanbul’a sırt çeviren bir bakış açısıdır, ben bunu anlayamıyorum. Ne kadar sahte İstanbul seviciliğidir bu. Ben İstanbul’u çok seviyorum, çünkü Salacak’tan bakıyorum. Kız Kulesi’ne elbette gidilmeli, ama ne için gidilmeli? Belirli zamanlarda sanat etkinlikleri yapılabilir. Yazlık sinemalar kalmadı değil mi? Yazın Kız Kulesi’nin beyaz duvarı bir yazlık sinema gibi değil mi? Oraya tahta tabureler neden koymayalım? Neden onun beyaz duvarında yazlık sinemaları tekrar yaşamayalım, rengarenk ampullü… Orhan Veli ne der bir şiirinde; İstanbul’un orta yeri sinema. İşte, Kız Kulesi İstanbul’un orta yeri değil mi? Kız Kulesi önemli, çünkü Kız Kulesi akıntıya karşı duran bir kule. Ve sanat, ve kültür her şeyi yok eden, her şeyi para olarak gören anlayışa yüzyıllar boyunca karşı duruştur! Kız Kulesi bence yeryüzünde, uygarlık tarihi boyunca bunu yakalayabilmiş yegane mimari yapıdır.

Yorum ekle January 7th, 2007

Sunay Akın Yazılı ilk aşk şiiri İstanbul’da

1951 yılında Amerikalı sümorolog Samuel Noa Kramer İstanbul’a gelir ve arkeoloji müzesinde Sümer tabletleri üzerinde çalışmaya başlar. Tabii yazının ilk örnekleri Sümer tabletleridir. Bu Sümer tabletlerini Avrupa’daki diğer müzelerde ben görüyorum, Anadolu’dan, Mezopotamya’dan kaçırılmış, orada sergileniyor, çok önem veriliyor. Çünkü uygarlığın kökeni yazı! Ve ilk örnekleri tabii ki Sümer’den, 5000 yıl öncesinden yazı örnekleri; ama bizde gelişi güzel sergileniyor bunlar. İşte Kramer bir tableti eline alıyor, bu tablet krala yazılmış bir aşk şiiri. Ozan da bir kadın. Ve o tablet şu anda arkeolojinin tespit edip, sümerolojinin ortaya çıkardığı yazılı ilk aşk şiiri… Bu yazılı ilk aşk şiiri yaklaşık 50 yıldır İstanbul’da. Eğer o tablet çalınsaydı, Paris’e Louvre Müzesine götürülseydi, Fransızlar dünyayı ayağa kaldırırdı. Dünya Sevgililer Günü falan, 14 Şubat mı neydi, kıyameti koparırlardı. Ama kültür politikasının eksik olduğu toplumlarda, ekonomi yok olmaya açık ve net mahkumdur. Çünkü turizm politikası ekonomi politikasını belirler. Yazılı ilk aşk şiiri İstanbul’da, Kız Kulesi’ni bugün bir kafeterya satış merkezi yapmak yerine, bir müze, sanat merkezi yapsaydık, ilk aşk şiirini oraya getirip belirli zamanlarda, Dünya Sevgililer Günü mü olur ya da başka bir gün mü olur, açsaydık, görücüye çıkarsaydık. Salacak kıyısı turistten geçilmezdi. İşte o zaman turizm politikası gerçekleşir, o zaman büyük bir ekonomik gelir gerçek anlamıyla elde edilebilirdi.

Yorum ekle January 7th, 2007

Sunay Akın Geçmişteki İstanbul’u arıyorum

Yedi yaşındayken İstanbul’a ailece gezmeye gelmiştik. O yaz tatilinde babam bol bol fotoğrafımızı çekmişti. Sonra Trabzon’a geri döndük. Annem fotoğrafları bir albümde toplayarak, yalnızca misafir geldiğinde açılan salondaki sehpanın üstüne koymuştu. Ne zaman bir misafir gelse albümü eline tutuştururdu. Hemen hemen her fotoda ben vardım. Benim şiirlerimde, yazılarımda yaptığım da o fotoğraf albümündeki kareleri harekete geçirmek… İstanbul’la bütün hesaplaşmam bitti aslında. Ama İstanbul bilfiil satranç oyunu; taşlar durmadan hareket etmiş, yerleri değişmiş, daha önce bu satranç oyununda yapılan hamlelerin ne olduğunu öğrenmek adına, geçmişe dönük çalışmalarım var. Bugünkü İstanbul’la hesaplaşmam yok ama geçmişteki İstanbul’da ortaya çıkaracağım daha pek çok hamleler var. Bunları yazıyorum, bunların peşindeyim. Örneğin, şu anda çıkacak olan yeni kitabımın adı “İstanbul’da Bir Zürafa.” Bu kitap İstanbul’daki hayvan tarihini ele alıyor ve İstanbul’lu hayvan üzerine kurulan ilk kitap olma özelliğini taşıyor.

Yorum ekle January 7th, 2007

Sunay Akın En anlamlı yıl : 1962

Geride bıraktığımız yüzyılın en anlamlı yılında, 1962′de dünyaya gözlerimi açtım. Bu yıl çok anlamlıdır. Çünkü yalnızca 62′den tavşan yapılır. Doğduğum yılı çok seviyorum ama doğumgünümü 1980 yılından beri kutlamıyorum. Nedeni mi? Çünkü 12 Eylül doğumluyum.

Yorum ekle January 7th, 2007

Sunay Akın Antik Acılar Kitabı

ANTİK ACILAR
Geçim parası için
nice yaşlının
eski İstanbul evlerinden
getirdiği eşyalar
üstüne kâr koyulup
satılıyor antik
acılar çarşısında

-Sunay Akın-
(Kitaptan)

Yorum ekle January 7th, 2007

Sonraki yazi Onceki yazi


Sayfalar

Kategoriler

Son Makaleler

Dostlar

Rss Rdf