Sunay Akın Kız Kulesi akıntıya karşı duran bir kule
January 7th, 2007
Kız Kulesi İstanbul’un uyur gezer kızıydı. Uyandırıldı. Ve cidden bunu kabul edemiyor. O düşlerden uyandı. Oraya gitmenin, orada mönülerden yemek seçip salt yemek yemenin, arkadaşlarla buluşmanın hiçbir anlamı ve güzelliği yok… Çünkü içine girdiğinizde Kız Kulesini göremiyorsunuz ki zaten… Yani İstanbul’da İstanbul’u sevdireceğiniz en çirkin yer Kız Kulesi’dir, çünkü yalnızca oradan baktığınızda Kız Kulesi’nin güzelliğini göremiyorsunuz. Ne kadar insanı yozlaştıran, İstanbul’a sırt çeviren bir bakış açısıdır, ben bunu anlayamıyorum. Ne kadar sahte İstanbul seviciliğidir bu. Ben İstanbul’u çok seviyorum, çünkü Salacak’tan bakıyorum. Kız Kulesi’ne elbette gidilmeli, ama ne için gidilmeli? Belirli zamanlarda sanat etkinlikleri yapılabilir. Yazlık sinemalar kalmadı değil mi? Yazın Kız Kulesi’nin beyaz duvarı bir yazlık sinema gibi değil mi? Oraya tahta tabureler neden koymayalım? Neden onun beyaz duvarında yazlık sinemaları tekrar yaşamayalım, rengarenk ampullü… Orhan Veli ne der bir şiirinde; İstanbul’un orta yeri sinema. İşte, Kız Kulesi İstanbul’un orta yeri değil mi? Kız Kulesi önemli, çünkü Kız Kulesi akıntıya karşı duran bir kule. Ve sanat, ve kültür her şeyi yok eden, her şeyi para olarak gören anlayışa yüzyıllar boyunca karşı duruştur! Kız Kulesi bence yeryüzünde, uygarlık tarihi boyunca bunu yakalayabilmiş yegane mimari yapıdır.
Sende Fikrini Belirt
Kullanilabilir HTLM kodlari
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>
Bu sayfayi Netteki Degerini Artirmak icin tikla | Subscribe to the comments via RSS Feed